Maraş katliamının 32. yıldönümü geride kaldı. Katiller hala aramızda dolaşiyor ve bazıları da devleti yönetmeye devam ediyor. Ayrıca Alevilerin 12 günlük yası Muharem orucu, yani Kerbela katliamının yıldönümü de çesitli etkinliklerle kutlandı.
Maraş katliamı aslında bir Kerbela’dır. Dersim katliamı da bir Kerbela’dır. Kuzey Kürdistan’da yakılıp yıkılan her köy, yapılan her katliam da bir Kerbela’dır. Kürt sorunu ve Alevi sorunu çözülmedigi sürece, yapılan her katliam aslında bir ulusal ve siyasal Kerbela’dır.
Maraş katliamı aslında bir Kürt-Alevi katliamıdır. Kürt Alevilerinin Maraş şehir merkezinde çogalmasi, güçlenmesi ve ekonomik olarak örgütlenmesi devletin ve faşist güçlerin dikkatini çekmisti. Dolayısıyla MHP’li faşist güruh ve gericilik, devlet güçleriyle işbirligi yaparak bu katliamı gerçekleştirecekti.
Katliam sonucunda Alevi bölgeleri yakılıp yıkılmış ve yüzlerce Alevi hunharca katledilmiştir. Kürt Alevilerinin büyük bir kısmı şehri terketmiştir. Alevilerin ekonomisi, malları ve mülkleri faşist güçler tarafından talan ve yağma edilerek, el konulmuştur. Yapılan göstermelik mahkemelerde, katiller sebest bırakılmış ve Alevilerin bugüne kadar acıları dindirilmemiştir.
Maraş katliamının 32. yıldönümünde Alevi örgütleri bir anma yürüyüşü düzenlediler. Yürüyüş günü faşist güçler toplanarak, olayı provake etmek istedi. Hatta güvenlik güçlerinin yanında saldırıya geçtiler.
Katliamın bir numaralı ismi, eski BBP milletvekili Ökkes Kenger (sonradan soyadını Şendiller yaptı.) yine oradaydı. “ Burası Maraş, buradan çikis yok” diyen kendisiydi ve provaksiyonu yönetmekteydi.
Devlet güvenlik güçleri faşist provakatör güçleri engellemeye ve dağıtmaya çalisacagina, Alevi güçlere, “mitingin bir an önce bitirilmesini, aksi takdirde olayların çikabilecegini” söyleyerek bir göz dağı verdi. Zaten çogunlugu çevre illerden gelen Alevi güçler, anma eylemininin programını yapamadan, alel acele mitingi bitirerek geldikleri yerlere geri döndüler.
AKP rejimi “Alevi açılımı” maskesi altında Aleviligi asimile etmeye devam ediyor. Devlet bakanı Faruk Çelik “ Alevi sorununun çözümüne hiçbir zaman bu kadar yakın olunmamıştır.” desede, Din ve Ahlak Bilgisindeki müslüman sunni ruh korunmakta ve Alevilik yüzeysel olarak, yani islamın bir alt kültürü gibi ele alınmaktadır. Daha çok asimilasyonu temel alan anlayış devam etmektedir.
AKP, aleviligi Diyanet İşleri Başkanlığının bünyesine alarak yok etmek istiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı aslında devletin müsliman-sünni dinini yaymak için kullanılan bir kurumdur. Halbuki Alevilik inancı, insanı merkeze alan bir inanç olup, Diyanete sığmaz. Hatta hiç bir dine sığmaz.
AKP’nin amacı Aleviligi Diyanete alarak bir inanç olarak yok saymaktır. Aleviligin yıllarca yok sayılmasında CHP’nin de büyük bir rolü vardır. CHP sahte laikliği yıllarca Alevilere yutturmak istedi . Aleviler CHP iktidarında da çocuklarini zorunlu din derslerine gönderdiler ve katliam gördüler. CHP Alevileri hep arka bahçesi olarak gördü ve onları asimilasyona tabii tuttu.
AKP döneminde Dersim’deki Kürt Alevileri sistemli olarak asimile edilmektedir. “Tunceli” üniversitesinde Fetullahçı kadrolaşma, sistematik olarak Gülen cemaati eliyle açılan okullar, dershaneler ve yurtlar yapılmaktadır. Dersimde açılan bu kurumların isimlerine de, Alevi inancındaki kutsal sayılan yerlerin adları verilmektedir. Dersim’e askeri sefere çikanlar şimdi de bu sinsi politikalarla zafer peşindeler. Cemevlerine “cümbüş evi” diyen anlayış, Dersim’de kutsal ocakların adlarını kullanarak, ikinci bir asimilasyonu yapmaktadır.
Alevilerin asimilasyonunda zorunlu din dersleri, Alevilere karşi inanç ve vicdan özgürlügünün gasp edilmesidir. Zorunlu din dersleri aynı zamanda resmi asimilasyonun hayata geçirilmesinin aracıdır. İzmir’de bir İlkögretim ögrencisinin din derslerine girmemesi, İzmir 1. İdare Mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı alındığı ve kararın bölge İdare Mahkemesi tarafından onaylandığını ögrenmekteyiz.
Ögrenci velisi tarafından açılan davada, “gayri müslimler için din dersi zorunlu degil. Gayri müslimler dışında kalanlarda çocuklarinin din dersi almasını istemeyebilirler. Mevcut durum eşitlige aykırıdır.” denilerek alınan karar önemlidir. Ancak daha evel Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de böyle bir karar almıştı. Hatta Türk yargıtayı da böyle bir karar almasına rağmen, AKP rejimi bu kararlara uymamakta ve asimilasyona devam etmektedir.
Devlet bakanı Faruk Çelik, Din ve Ahlak Bilgisi kitabında müfredatın degişecegini, sözüm ona “alevilik” tanımının detaylıca girecegini söylemektedir. Bu da sinsi bir politika olup, Alevi asimilasyonunun devamı anlamına gelmektedir. Zira Alevilerin talepleri Din ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatının degiştirilmesiyle çözülmez.
Alevilere karşi ön yargılı bakış bitmelidir. Bu da ancak egitimle olur. Geçenlerde Resul Akdikmen tarafından hazırlanan “Türkçe-İngilizce” adlı sözlügün 200. Sayfasında “Inzest” sözcügünün Türkçe karşilığı “akraba ile zina, kızılbaşlık” şeklinde açıklandığını kamuoyunda ögrenmekteyiz.
Yani yıllardan beri yapılan çirkin dedikodu ve propaganda adeta resmileştirilerek “ kızılbaşlarda ana-bacı ile ilişkiye girme” iftirası yazılı bir kaynak haline getirilmiştir.
Alevilere karşi oluşan bu çirkin önyargi devam etmektedir. KPSS sınavlarını geçen Aleviler sözlü sınavlarda ellenmektedir. Küçük yerleşim birimlerindeki Aleviler kamu hizmetleri sınavlarında çabuk deşifre olmaktadırlar.
Okullarda zorunlu din dersleri ile birlikte baskı yapılmakta ve inkar yolu dayatılmaktadır. Dolayısıyla Din ve Ahlak Bilgisi dersinde yapılacak Alevilik tanıtımı “açılım” degildir, tam tersine devlet aleviliciligidir, yozlaştırmadır ve asimilasyondur. Yani devlet kendi Alevisini yaratmaya çalisiyor. Devletin yaratmak istedigi Alevilik ise, islamize edilmiş bir Aleviliktir.
AKP’lileşmiş Aleviler bunu kabul etmekte ve devletten rant almaktadırlar. Bunlar yol düşkünü, işbirlikçi, ihanetçi ve hayin Alevilerdir. Ancak gerçek Aleviler devletin bu sinsi oyunlarına alet olmayacaklardır.
Devletin Alevilere bakış açısı degişmedi ve degişecegi de görünmemektedir. Yapılan sahte degişiklikler ve sahte söylemler Alevilige bir çözüm olmayacaktır. Devlet aleviciligine karşi yapılacak tek şey ise, Alevilerin örgütlülügünü ve birligini pekiştirmesidir. Gerçek Aleviler ajan Aleviligine karşi uyanık olmalı ve taleplerini her bir ağızdan haykırmalıdırlar.
-Tek din, tek devlet, tek millet ve tek bayrak mantığıyla örgütlenmis tekçi devlet anlayışı degişmelidir. Tekçilik mantığıyla Alevilik meselesi çözülemez.
-Din dersleri seçmeli olmalıdır. Ögretmenlerin Alevilige bakış açısı degiştirilmedikçe, yeni yapılan müfredat hiç bir işe yaramaz.
-Devletin Alevilere “ benim gibi inanacaksınız”, “böyle inanacaksınız” mantığı son bulmalıdır.
-Din ve Ahlak Bilgisi AHİM kararı doğrultusunda zorunlu olmaktan çikarilmalidir.
-Kürt sorunu çözülmeli ve Kürt sorununa engel olan askeri vesayet son bulmalı.
-Alevi köylerine zorla cami yapılmamalı ve bu camilere atanan imamlar geri çagrilmalidir.
-Diyanet Başkanlığı İşleri kaldırılmalıdır.